top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıilker KALDI

Bueno Suerto Arda*…

Futboldan hiç anlamam. Açıkçası izlemekten de hoşlanmam. Soran olursa, “Beşiktaş”lıyım diyorum. Bir de Antalyaspor’un başarılı olmasını isterim hep… Ne de olsa doyduğumuz yer…

Ancak otuz yıla yakındır, başarı, kariyer konularına kafa yoruyorum, eğitimler veriyorum, danışmanlık yapıyorum. O nedenle sektörden bağımsız olarak bu konuyla ilgili futbolu ve futbolcuları da yakından gözlemliyorum.


Türkiye’de futbol, sistemli olmaktan çok, biraz para kazanmış şehrin iş insanlarının hem saygı görmek hem de kendini topluma kabul ettirmek için kulüp yönetmeye soyunduğu bir uğraş çoğunlukla.


Futbolcular da -yine çoğunlukla- yeteneğini disiplinli biçimde geliştirip kendisini çok yönlü donatmak ve başarıda sürekliliği sağlamak yerine, kısa vadeli başarılarla yetinen ve erken yaşlarda formdan, çaptan, gözden düşen insanlar oluyor.

Hele ki gerçekten yetenekli oyuncularımız Türk futbol sisteminin, sistemsizliği, disiplinsizliği ve keşmekeşi içinde bir süre parlıyorlar, sonra sönüp gidiyorlar. Bunlara futbolda gerçekten marka olmuş ülkelerde ve kulüplerde oynayıp sonradan Türkiye’ye gelenler de dahil. Ya da birkaç istisna dışında buradaki sistemsiz ve disiplinsiz yapıyı içine sindirip özellikle Avrupa kulüplerine giden oyuncularımız da farklı değil. Oradaki sisteme, disipline alışamayıp çabuk gözden düşüyorlar.

Giriş biraz uzun oldu ama asıl derdimi anlatmak için gerekliydi.

Fenerbahçe’nin gencecik ve yetenekli oyuncusu Arda Güler, dünya devi İspanyol kulüp Real Madrid’e transfer oldu. Bu, önemli ve hepimizin mutlu olması gereken bir başarıdır. Ancak mutlu başlayan hikâyenin daha da mutlu tamamlanması için her şeyden ve herkesten önce Arda Güler’e, ailesine, Arda Güler’e yol-yordam gösterenlere ve yeni kulübü Real Madrid’e düşen görevler var.

Bu transfer, bir oyuncunun bir kulüpten diğerine gittiği sıradan bir durum değildir. On sekiz yaşındaki yetenekli bir delikanlının pırıltısının içinde bulunduğu keşmekeş düzende keşfedilip bir futbol devinin çarklarına dahil edilmesidir.

Arda Güler ve çevresi bu durumun öncelikle zihinsel olarak farkına varmalı ve sindirmelidir. Real Madrid’in dünya futbol endüstrisinin çok etkili bir aktörü olduğu gerçeğini görüp önce o kulübün tarihini, işleyişini, kültürünü sindirmelidir.

İkinci olarak Arda Güler’e düşen sorumluluk, İspanya’da yaşamaya uyum sağlamak olmalıdır. Yeteneğini geliştirerek sergileyebilmenin yolu, insanın içinde olduğu kültüre, ortama alışmaktır. İngilizceyle yetinmeyip İspanyolca öğrenmek, iş dışındaki zamanlarında İspanyol kültürüyle haşır neşir olmalıdır. Futbolu benden daha iyi bilenler hatırlayacaktır adaşı Arda Turan’ın Barcelona macerasının kötü bitme nedenlerinden birisi de bu idi. Arda Turan İspanya’da yaşamadı. Fırsatını bulduğu her an soluğu İstanbul’da aldı.

Arda Güler, evet çok yetenekli bir genç. Ancak yetenek onu Real Madrid’e taşıdı sadece. Orada sürekli olmak istiyorsa başarının sadece yetenekten ibaret olmadığını sistemli ve disiplinli biçimde takımındaki herkesten daha çok ter dökmesi gerektiğini bilmesi gerekir.

Yazının başlığında İspanyolca söylediğim ifadenin Türkçesini yazarak yazıyı tamamlayalım: Bol şans Arda*…

54 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page