Ara
  • İlker KALDI

Kıdem Tazminatı Üzerine Oyunlar


Hürriyet Gazetesi’nin 29 Ekim 2013 tarihli sayısında çoğumuzun dikkatini çekmeyen beş satırlık bir haber çıktı. (http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/25000081.asp)

Habere göre şu anda bir yıllık hizmet bir aylık ücret olarak hesaplanan kıdem tazminatı tutarının, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın hazırladığı taslağa göre bir yıllık hizmet karşılığı 7.4 güne kadar düşürülmesi ihtimali var.

Bakanlık uyanıklık yaparak işçi ve işveren tarafına taslağı verip “buyurun anlaşın” demiş. İşveren kesiminin –adalet ve vicdan duygusu körleşenler hariç- bu taslağa güle oynaya imza atacağından kuşku yok. İşçi adına hareket ettiğini uzun zamandır göremediğimiz ve belki de bu özelliği nedeniyle hep işçi temsilcisi olarak muhatap alınan TÜRK-İŞ’in bir iki mırın kırın edip, öngörülen 7,4 günü dokuz, on güne çıkarttıktan sonra düzenlemeye onun da imza atacağından kuşku yok. Taslak Meclis’e geldiğinde işçiye şirin görünmek için o dokuz, on gün “cömert büyüklerimizin” kararıyla on beş güne çıkartılır ve yasalaşır.

Hadi geçmiş olsun, siz sağ ben selamet. Kırpıla kırpıla kuşa çevrildi mi işçinin kıdem tazminatı hakkı? Çevrildi.

Peki ya sebep? Bu düzenlemeleri yaparken işvereni dinlediğiniz kulağınızı daha çok açar ve oradan söylenen “istihdam artar, işsizlik azalır” masallarına inanırsanız elbette kıdem tazminatını bir yük olarak görür ve kırpmaya çalışırsınız. İşimize geldiğinde yaptığımız gibi deniyor ki “E Batı’da bu kadar yüksek kıdem tazminatı yok”

Doğru… Yok… Ancak ne zaman bizim işverenimiz, işçisine İsveç’teki, Hollanda’daki, Japonya’daki işverenin zihniyetle bakıp davranırsa, devlet de oradaki düzenlemeyi getirsin, başımızın üstüne.

Oysa senin ülkendeki en büyük, en modern üretim/hizmet veren işletmelerde dahi çalışma ilişkileri “tarım ekonomisi” dönemindeki anlayışla yürürken, işçiye hala üretimin asli bir unsuru değil, bir maliyet unsuru gözüyle bakılırken, ülke gerçeğinden uzak bu düzenlemeyi yapmak tabii ki normal gelebilir. İşverenlere çalışma ilişkileri konusunda danışmanlık yapan, eğitimler veren ve kendisi de işveren olan birisi olarak bana normal gelmiyor.

Gerçi ben bunları söylüyorum da… İşin daha komik bir tarafı var: İşçilerin çoğunun bu düzenleme girişimlerinden haberleri bile yok. Haberleri olanın da umurunda değil… Onlar, sahnenin arkasında ekmeğini küçültenlerin, sahnenin önündeki parlak gösterilerini avuçları patlayıncaya kadar alkışlamakla meşguller…


25 görüntüleme

BİZDEN HER DEFASINDA, DAHA İYİSİNİ İSTEYİN!