Ara
  • İlker KALDI

Bir Işığı Daha Gölgelendi Gönlümün


Gönül, öyle uçsuz bucaksız bir denizdir ki ne ömür yeter onu tümüyle anlamaya ne de akıl. Ben bile anlamazken çoğu zaman, bir ozanın türküsünde bulduğum olur gönlüm halini. Sevdiğimi, yandığımı, güldüğümü, ağladığımı benim kadar bilir ozanlar. Benden bile daha çok bazen.

İlk aşık olduğumda, ilk kıskandığımda imdadıma yetişivermişti büyük usta, tercüman oluvermişti duygularıma:

“Mühür gözlüm seni elden Sakınırım kıskanırım Uçan kuştan esen yelden Sakınırım kıskanırım “

Hayatı birlikte yaşadık adeta, birlikte sevdalandık, ömrümüze girenleri her yitirdikçe beraber ağladık ardından, yine onun türküsüyle;

“Cahildim dünyanın rengine kandım Hayale aldandım boşuna yandım Seni ilelebet benimsin sandım Ölürüm sevdiğim zehirim sensin Evvelim sen oldun ahirim sensin”

Bazen de doyamadık sevdalara. Yârin tatlı sözüne, yürekten bakışına kıyamadığımız anlarımız oldu. Değil dokunmaya, bakmaya bile kıyamadığımız sevgililerimiz için söyledi ozan;

“Tatlı dile güler yüze

Doyulur mu doyulur mu Aşkınan bakışan göze Doyulur mu doyulur mu”

İmkansız aşkların çaresizliğinde kıvrandığımız, her şeyin gözümüze kapkara geldiği anlarda, halimizden anlayan, sesimizi duyan yok dediğimizde ciğerimize işledi sesi “ben burdayım” dedi sazıyla;

“Karadır şu bahtım kara Sözüm kâr etmiyor yâra Yaktım yüreğimi nara Eyvah eyvah ey Kendim ettim kendim buldum

Bırakıp gidenlerimiz oldu ya da bizim terk ettiklerimiz. Bazen kaçınılmazdı ayrılık bazen biz tercih ettik. Ama yeri geldi hepsini de özledik. Yalnız kaldığımızda özledik, akşam çöktüğünde özledik, dost meclislerinde adı geçtiğinde özledik. İşte o anlarda bizim diyemediğimizi söyleyiverdi usta;

“Ben ağlarsam ağlayıp, gülersem gülen Bütün dertlerim anlayıp, halimi bilen Sanki kalbimi bilerek, yüzüme gülen Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen”

En az üç kuşak büyüdü “Zahidem” ile en az kuşak ağladı. En az üç kuşağın birbirine uzanan köprüsü oldu “Zahidem”.

Ben her ozanı severim. Gönül dediğimiz sonsuzluğa en iyi onlar ışık tutar çünkü. Her ozan “yalan dünya”mızdan gittiğinde biraz daha karanlığa boğulurum. Ömrümün iki büyük ozanı vardı. İlki yaşarken terk etti, ikincisi ise türkülerini emanet bırakarak, ışığını alıp sonsuzluğa gitti. Yattığın yer nurla, rahmetle dolsun Neşet Ertaş.


14 görüntüleme

BİZDEN HER DEFASINDA, DAHA İYİSİNİ İSTEYİN!